Memleketin her yerini adım adım, parsel parsel terör ablukası almış ama biz hep terör deyince aklımıza 30-40 senedir yasa dışı silahlı örgütler gelir ama durum inan daha farklı, terörü biz hep yaşıyoruz.
İster kentte yaşayın ister kasabada fark etmez. Her memleketin yıllar önce külhanbeyi, ağası, paşası, dayısı şimdi de mafyası, mırmırı eksik olmaz. Hal böyle olunca da terörle hep iç içe yaşayan bir toplum olup gül gibi geçinip gidiyoruz. Nasıl mı? Ezen ezip çiğnese de ezilenin hiç gıkı çıkmıyor.
Şöyle bir düşündüm de kaç tip terör var içimizde hep yaşadığımız bir çırpıda sayıverdiklerim çıktı siz bunlara daha ekleyebilirsiniz.
1-Belediye veya Siyasetçi terörü: Yaşadığınız şehirde eğer sizin oy verdiğiniz parti iktidar olmuşsa siz de partinin sözü geçenlerindenseniz işinizi her daim yaptırırsınız. Sözü geçen değil de hala o partiye gönül verenlerdenseniz işlerinizi yapmasalar da partim deyip sesinizi çıkartmazsınız. Eğer bir de o partiden değilseniz bırakın işinizi yaptırmayı, pişmiş aşınıza bile su katarlar. Aylarca su arızası, kanalizasyon vs. her ne hizmet varsa bilumum topundan en geçinden veya hiç yararlanamazsınız.
Bir de bunların toplum içinde yaşayan goy goycuları vardır ve sizin her söylediğiniz, yaptığınız ve yapmadıklarınız anında Belediye ve onun parti başkanı tarafından duyulmak üzere ispiyon edilir. Bir de parti teşkilatları ve vekillerin partisinden olmayıp da işine yaramadığını işten atan, tayin çıkartan, evini yurdunu başına yıkan bir siyaset anlayışı bunun adı terör değil mi?
2-Eğer yaşadığınız şehirde minibüsçülük varsa; İstedikleri güzergâhtan gider, istediği durakta indirir-bindirir ve araçların yasal mı, yasa dışı mı olduğunu bile bilemezsiniz. En yıllarını almış araçlar da yaz aylarında ter ve pis koku içinde kış aylarında dona dona gider de gıkınızı çıkartamazsınız.
Kenti yıllar yılı sömürmüş bu gibi kişilerin çoğunluğundan kendi tabirleri ile hesap sorabilecek adam anasından doğmamıştır. Buna da ne yazık ki, kimsenin dur diyebildiği yok. Bunlar her dönemin adamıdır partileri de hep iktidardır.
3-Otobüs terörü. Şu kaldırıma yanaşmayıp 1 metre kala yolcuyu kışın ortasında suyun içine indiriveren. Tam karşıdan karşıya geçecekken suyun gözüne-gözüne gidip sizi baştan aşağı ıslatıveren. Hani soru sorduğunuzda bildiğini bilmezlikten gelip de üstüne üstlük 5 dakikada cevap alamadıklarınız yani halk otobüslerinden söz ediyorum. Kafalarına göre istedikleri yerde durular, işlerine gelmediği yerde ’Kural’ları hemen seriverirler önünüze. Yaşlı gelecek de binecek bedava diye durağa bile girmeyenlerden söz ediyorum. İstedikleri yerde son sürat felaket, işlerine geldiği yerde, kaplumbağa hızı ile gidenler var ya onlardan söz ediyorum.
4-Ev sahibi/Kiracı terörü; Kiracısını eve sokana kadar melek olup daha kontrat dolmadan kaçıp gitmesini sağlayıp depozitoların üstüne konan ve yılı dolmadı diye geri kalan senetleri bile tahsile koyacak kadar vicdansız ev sahiplerinden söz ediyorum.
Evi sanki fotoğraflayıp da yepyeni şekilde teslim etmiş ve hesap soran ve sonucunda da evi baştan aşağıya yenileten, bodrum veya çatı katlarına süzme sayaç koyarak tüm elektrik faturasını kiracısına ödeten vicdansızlardan söz ediyorum. Bir de kiracının iyi niyetinden yararlanıp suyu, elektriği, doğalgazı ve hatta ödemediği ayları takıp giden kiracılardan söz ediyorum. Hani evin taban döşemelerini yakacak kadar musluğu, ampulü kendi malıymış gibi söküp gidenler var ya onlardan söz ediyorum. Onlara da kiracı diyoruz.
5-Bir de Pazar simsarları vardır veya seyyar satıcı terörü; Ellerine üç beş satacak mal alıp sokak sokak gezen ve hatta evinizin ziline basıp ısrarla acı sakız gibi yapışan ve önce 100 dediği malı satıncaya kadar uğraşıp 10 liraya bırakıp gidenler vardır.
Bir tahtadan el arabası ile şehri gece gündüz turlayıp bazen de boş araba ile ne alacağı ne satacağı belli olmayıp ve bunların kim olduğunu merak ettiğim gezen satıcılar vardır ve bunlar acaba derim birilerine istihbarat mı sağlıyor diye düşündüklerim.
6-Bir de dilenci terörü vardır; Islak insanlar zorla bir ekmek parası deyip cebinizdeki tüm paraya gözünü dikecek kadar ahlaksız gencecik kadınlar ve akşama kadar rezil şekilde taşıdıkları çocuklara acındırarak dilenenler ve vermeyince de ‘Allah belanı versin ’diyecek kadar da Allah’ı doymayan ihtiraslarına alet eden dilenciler. Bunlara her gün cebindekinin hepsini ver niye veriyorsun demezler. Ve bunlar vatandaştan söğüşledikleri gibi eli ayağı tuttuğu halde sırf işsiz-güçsüz diye devletten de yardım alıp senden-benden iyi yaşayanlar.
7-Şehrin en işlek caddesinde sahte kozmetik satarak arkasında da bir çanta içinde ne olduğu bile bilinmeyen kişiler vardır ve şehrin cadde ve sokaklarında terör estirirler. Bunlara dur diyen olmaz mı? Bunlara kimsenin sesi çıkmaz. Böylelerinin sanki dokunulmazlığı vardır. Çünkü onları da takip eden ve işin kaymağını yiyen onlarca mafya da arkalarındadır her an.
8-Otoparkcı terörü; Hangi sokak arası, hangi yıkık bina önü arsa, orada mutlaka bir değnekçi vardır. Hem de öyle rastgele değil, koca kalın bıyık, açık yaka gömlek, oturduğu sandalyenin yanında kocaman bir keser sapı. Fiş sorarsınız? Yok, soramazsınız çünkü tırsarsınız benim gibi.
Zaten sorsanız da “nah” der gibi kolunu eli ile kavrar ve ailenizin yanında bir de hakaretle bir hareket yersiniz. En iyi cüret edip sormayın arkasından onlarca kişi geliyor üzerinize. Değnekçilik suç değil mi? Hem de müteşekkil bir suç aslında. Ama bunun ne hesabını sorabilecek ne de el kaldırabilecek biri yok. Hepsi bu düzenin parçası olmuş. Yani sirkede kurt yaşar gibi bedavadan haraç mezat yaşayacaklar. Otoparkçı terörü hemen hemen her kentte böyle kişilerin de arkalarında kalantor adamlar vardır yıllardır şehrin haracını yemeye yemin etmiş kişiler bunlar. Hiçbir yerden izin almadan bir yerleri kendi malıymış gibi benlenir ve tuzak kurar tam aracınızı park alanından çıkarken ‘hop hop hop nereye ‘ diyerek önünüze çıkıverirler. Günde 100 kişiyi tuzağa düşürdüler mi eder 300 lira. Sıkıysa verme camı çerçeveyi aynayı oto parçacıda görürsün.
9-Gecekondu terörü; Artık hemen hemen her şehre göç akını dur durak bilmediği gibi yetkililer de artık kim nereye geldi nasıl geldi niye geldi ve bu arsayı nasıl benlendi soramaz bile çünkü oy kaygısı diye bir şey var ya da her birinin arkasında bir emmi dayı siyasi biri vardır. Oraya 10 yıl içinde hem mülk eder hem de arkasından daha onlarcasını kente getirir sonra da devlet yani belediye imara aykırı ve tapusuz yeri yıkmaya kalkınca da bir ordu gibi taş sopa hatta silahla saldırırlar. Bunlara da arsız insanlar diyoruz. Adam köyünden kalkıp şehre gelmiş, kafasına göre devletin yerini çevirmiş, içine iki yıl boyunca inşaatını yapmış, adına gecekondu demiş. Hatta bazıları ikinci üçüncü katı çıkmış. Kimin sesi çıkmış bu teröristlere. Hatta devlet bunları koruma altına da almış. Onlarda her siyasi dönemde istedikleri gibi borusunu öttürmüş. Aynı tarihlerde bu kente gelip yerleşen, devletin arazini işgal etmeyen namuslu vatandaş ise, yaşam savaşı vermiş. İşte çarpık sistemin ve kanun tanımaz bir terör listesi bu. Böyle çarpık bir sistem olabilir mi? Olur olur, bu ülkede olur. Kaçak yapı terörü bu kentlerin adeta sembolü olmuş. Hangi şehirde nereye baksanız ‘Kaçak’ ne yana dönseniz kaçak. Bunların ne farkı teröristten Kanuna, tüzüğe, nizama aykırı, düzeni bozucu her hareket veya kişi terör ile ifade edilir.
10-Bir de zorla mendil satan, kırmızı ışıkta araçların camını zorla silen, size musallat olan, düğün konvoyunu durdurup zarf alıp içindekini az bulup damada ve akrabalarına dayak atanlar kim? Terörist değil mi bunlar?
11-Bir de resmi kurum, kuruluş görevlileri terörü var; İşiniz düşer bankaya muhtaçsınızdır o da anlar sizin halinizden azarlayacak, her istediğini yaptıracak, usandırıp bezdirecek öyle işini yapacak. Mesela özelleştirilen elektrik arıza şirketleri var onların istediği zaman istediği şekilde işlerini yapacak senin de muhtaçlığından gıkın bile çıkamaz. Mesela avukatlar vardır ve hayat bu ya sen de borçlusundur. Senin bu durumunu bilir ve elini avcunu ovuşturarak seni çoluk- çocuğun, eşin, karın, akraban, komşun önünde rezil ede ede donuna kadar alır da bıçak kemiğe dayandırır. Vicdanları sadece cüzdanları ile sınırlı olan böyleleri vardır. Allah böyle durumlara düşürmesin.
12-Bir de trafik magandaları ve terörü vardır ki bunu anlatmaya zaten hiç gerek yok. Türkiye’de insanlar en çok nasıl ölüyor diye sorsanız cevabımız hazırdır; Trafik terörü ve bu cinayetlerin bir çoğunun da faili magandalardır. Öyleleri vardır ki yeşil yandı diye karşıdan karşıya geçen yayayı görünce durmak yerine iyice gaza ve kornaya basan magandalar vardır. Bir de üstüne üstlük küfür de yersiniz dikkat edin. Kamyonculara hiç değinmeyeceğim çünkü bunlar bildiğimiz konular zaten. Sizlere maalesef her gün yaşadığımız birkaç terör diye tabir edebileceğimiz olaylardan bahsettik. Belki bu mesleklerdeki arkadaşlar kırılacak, darılacak ama olsun bunlar olduğu için olduğu gibi yazdım ve hatta bunlara sizlerin bile daha ekleyecekleri benim aklımdan uçup gitmiş yaşadıklarımızdan bir kaçı daha olabilir. Ben kimseyi kırmak, rencide etmek veya belli bir meslek gruplarındaki tüm insanları suçlamak için değil böyle davranmanın yanlış olduğunu. Kurallara aykırı, kanuna, nizama, düzene aykırı, ahlaka aykırı, dine aykırı şeylerin de birer terör olduğunu ve bunları yaşadığımızı örnekler ile verdim. Kimse kimseyi korkutmak, ürkütmek, sindirmek, baskı altına almak, zorla alıp-satmak, rencide etmek, kural dışı davranmak yani tümünü içeren şekli ile terör uygulamak, terör estirmek gibi bir hakkı yoktur.
Saygılarımla.
Secattin Büyükdavraz-Hedef Tv-Gazete 32